acve
vahdet

Esmâ-i Hüsnâ "Er- Rahim"

Esmâ-i Hüsnâ
Paylaş
2015-01-28 18:10:22
Hurma
Rahmân, Allah’a ait özel bir isim ve sıfattır. Pek fazla ve sürekli merhamet sahibi
demektir.
RAHMAN İSMİNİN ANLAMI

Rahmân, Allah’a ait özel bir isim ve sıfattır. Pek fazla ve sürekli merhamet sahibi
demektir. “Fa’lan ” kalıbında olan Rahmân ismi hem ihsan ve bağışın bolluğunu hem de sürekli ve sonsuz olduğunu ifade eder. Allah’ın şefkat ve merhametinin en yüksek derecesini gösterir. O’nun rahmeti tıpkı kendisi gibi ezelî ve ebedîdir, yani başlangıcı ve sonu yoktur. Rahmân ismi genellikle ibadet ve ulûhiyyet ifade eder. Şu ayet de bu görüşü destekler.

“Senden önce gönderdiğimiz peygamberlere sor: Rahmândan başka ibadet
edilecek tanrılar kılmış mıyız?” (Zuhruf, 45)

Burada yüce Allah, ibadete hak kazananın Rahmân olduğunu haber vermektedir.
Bundan dolayı Rahmân ismi sadece Allah için kullanılmıştır. Rahmân ismini sadece
peygamberlik iddiasında bulunan yalancı Müseylime kullanmıştır. Müseylime el- Kezzab
(Allah’ın laneti onun üzerine olsun) kendisine “Rahmânu’l-Yemame (Yemame Kabilesinin
Rahmanı)” adını verme cesaretini göstermiştir.

Rahmân kelimesini Türkçeye bir kelime veya cümle ile tercüme etmek imkânsızdır.
Bazı tercümelerdeki esirgeyen kelimesi Rahmân isminin tam tercümesi değildir.

Rahmân isminin tesniye (ikil) ve çoğul kullanımları yoktur. Nekra (belirsiz) olarak
Kur’an’da hiçbir ayette geçmemekte, 57 yerde hep er-Rahmân şeklinde belirli bir isim olarak
ifade edilmektedir. Allah’ın ulûhiyyetini ifade ettiği için Allah’tan başkası için kullanılmamıştır. Kur’an’da Rahman ismi sadece Rahîm ismi ile beraber zikredilmiştir.

“De ki: İster “Allah” diye duâ edin ister “Rahmân” diye. Hangisini derseniz, en
güzel isimler hep O’nundur.” ( İsra 110)

“Meryem: "Eğer Allah’tan sakınan bir kimse isen senden Rahman’a sığınırım." dedi.
(Meryem 18)

“Rahman arşa hükmetmektedir.” (Taha 5)

O gün gerçek hükümdarlık Rahman’ındır. İnkârcılar için yaman bir gündür.” (Furkan 26)

“Sen ancak, Kur’an’a uyan ve görmediği halde Rahman’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe verilecek bir ecirle müjdele.” (Yasin 11)

“Rahman olan Allah’ı anmayı görmezlikten gelene, yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş veririz.” (Zuhruf 36)

“Onlara: "İşte bu cennet, Allah’a yönelen, O’nun buyruklarına riayet eden
görmediği Rahman’dan korkan, Allah’a yönelmiş bir kalple gelen sizlere, hepinize söz
verilen yerdir. Oraya esenlikle girin, işte sonsuzluk günü budur." denir.” (Kâf 32-34)

“Gökleri yedi kat üzerine yaratan O’dur. Rahman’ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin? (Mülk 3)

“De ki: "Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz, Rahman olan Allah’tır.
Kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında bileceksiniz.” (Mülk 29)

“O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin
konuşmayacağı Rahman olan Allah’tır. (Nebe 37-38)

Bütün bu tanımlarda da görüldüğü gibi Allah’ın Rahmân ismi hem dünya hayatını hem de ahiret hayatını kapsamaktadır.

Rahmân; sonsuz rahmet sahibi, sürekli merhamet eden, merhametinden dolayı nimet
veren veya şefkatinin çokluğu sebebiyle ihtiyaçları devamlı giderendir.

Rahmân; yarattığı varlıkların ihtiyacını en iyi bilen, onlara nimetlerini karşılıksız olarak
veren ve onlardan hiçbir şeyi esirgemeyendir.

Bütün âlemlerin yaratılması, düzenlenmesi, onlar hakkında bazı kanunların konulması da Rahmân isminin sonucudur. Rahmân evrendeki bütün varlıkları yaratmış, her birine ayrı bir özellik ve görev vermiştir. Bütün varlıklar belirli bir süreye kadar görevlerini yerine getirirler. Varlıkların sahip oldukları bütün özellikler ve kabiliyetler Rahmân’ın eseridir. Bu açıdan bakıldığı zaman Rahmân isminin anlamının ne kadar geniş ve kapsamlı olduğunu anlarız. Rahmân olan Allah ayrım yapmadan bütün kullarının rızklarını, şartlara uygun olarak verir.

Rahmân, kullarının bütün ihtiyaçlarını giderir ve onlara yardım eder. Nimetlerini
esirgemez, bunları karşılıksız verir ve nimet vermesi hiç bitmez.

Rahman; bütün övgülere layık olandır. O âlemlerin rabbidir. (Fatiha 3)

Rahman; kendisinden başka ilah olmayandır. İbadete layık olan O’dur. (Bakara 163)

Rahman; kullarına doğru yolu bulmaları için kitap ve peygamber gönderendir. (Ra’d

Rahman; sadece kendisine duâ edilendir. (İsra 110)

Rahman; sadece kendisine sığınılandır. (Meryem 18)

Rahman; sadece kendisine adak adanandır. (Meryem 26)

Rahman; şeytana uyanlara azap gönderendir. (Meryem 45)

Rahman; mucizeler ve mesajlar sahibidir. (Meryem 58)

Rahman; vaadinde durarak kullarına cenneti verendir. (Meryem 61)

Rahman; kullarına mühlet verendir. (Meryem 75)

Rahman; gaybı bilendir. (Meryem 78)

Rahman; yerde ve gökte bulunan bütün kulların, huzurunda toplanacağı kimsedir.
(Meryem 93)

Rahman; şefaat yetkisini elinde bulundurandır. (Meryem 87)

Rahman; eş ve çocuk edinmeyendir. (Meryem 92)

Rahman; iman edip salih amel işleyen kullarını sevgiyle kuşatandır. (Meryem 96)
Rahman; arşa hâkim olandır. (Taha 5)

Rahman; gerçek Rabbdir. (Taha 90)

Rahman; bütün seslerin, huzurunda kısıldığı kimsedir. (Taha 108)

Rahman; şefaat etme iznini verendir. (Taha 109)

Rahman; kullarına hatırlatmada bulunandır. (Enbiya 36)

Rahmân ismini daha iyi anlamak için Kur’an’ın 55. süresi olan Rahmân süresine
bakmak gerekir. Bu süre sahabe tarafından “Arûsu’l-Kur’an (Kur’an’ın gelini)” olarak
isimlendirilmiştir. Bu süreyi tanımadan Rahmân isminin anlamını tam olarak kavrayamayız.

“Rahmân olan Allah Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. İnsana beyanı (konuşup ifade
edebilmeyi) öğretti.” (Rahmân 1 -4)

Allah’ın bizlere en büyük rahmeti Kur’an’ı bize gönderip öğretmesidir. Biz Kur’an’la
hakkı batıldan ayırt ediyoruz. Doğru yolun sınırlarını öğreniyoruz. Allah’a nasıl kulluk
yapacağımızı öğreniyoruz. Cenneti ve cehennemi tanıyarak haksızlık ve zulümden uzak durmaya çalışıyoruz. Kur’an’ı rehber edinip hayatımızı ona göre şekillendirmeye gayret ediyoruz. Bütün bunlar Allah’ın rahmetinin birer göstergesidir.

Allah’ın bizi insan olarak yaratması da büyük bir rahmettir. Bizi hem insan olarak
yaratmış, hem de bize diğer varlıklara vermediği bazı özellikler vermiştir. İrade, seçme hürriyeti, akıl, zeka ve beyan gibi özellikler bizlere verilmiştir. Hem düşünüp aklımızı kullanabiliyor hem de düşüncelerimizi ifade edebiliyoruz.

Rahmân: güneşi, ayı, yıldızları ve bitkileri bizim emrimize amade kılmıştır. Yeryüzünü
bize boyun eğdirmiş, onun her türlü nimetlerinden faydalanma imkanı vermiştir.

Rahmân bizi çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır. Aslımızı bize hatırlatması,
gururlanmamamızı tavsiye etmesi de rahmetinin gereğidir.

Doğuyu ve batıyı, denizleri ve içindeki nimetleri bize bahşeden Allah’tan başka kim

gece ve gündüz gelebilecek olan azaptan insanları koruyandır. (Enbiya 42)

sadece kendisinden yardım istenilendir. (Enbiya 112)

kıyamet gününde tek söz sahibi olandır. (Furkan 26)

sadece kendisine secde edilendir. (Furkan 60)

sadece kendisine kul köle olunandır. (Furkan 63)

görülmediği halde sadece kendisinden korkulandır. (Yasin 11)

fayda ve zarar verme özelliğine sahip olandır. (Yasin23)

melekleri kendine kız çocuğu edinmekten uzaktır. (Zuhruf 19)

Kur’an’ı öğretendir. (Rahman 1)

görünen ve görünmeyen âlemi bilendir. (Haşr 22)

yaratmasında herhangi bir kusur olmayandır. (Mülk 3)

kuşlara uçma kabiliyeti verendir. (Mülk 19)

kendisine karşı asla yardım edilmeyendir. (Mülk 20)

sadece kendisine iman ve tevekkül edilendir. (Mülk 29)

göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbidir. (Nebe 37)

huzurunda O’nun izni olmadan söz söylemeye kimsenin güç yetiremediğidir.

Rahmân olabilir? O’nun dışındaki her varlık yok olmaya mahkumdur. Ancak celal ve ikram
sahibi olan Allah’ın zatı ve gücü kalıcıdır. Yerde ve göklerde olan her şey O’ndan ister, O’na
muhtaçtır. O’nun izni olmadan hiçbir güç yeryüzünün sınırları dışına çıkamaz.

Rahmân olan Allah adaletini gerçekleştirmek için kıyameti yaratacaktır. İyiler yaptıkları
iyiliklerin karşılığını görecek, kötüler de yaptıkları kötülüklerin cezasını çekeceklerdir. Bu da
Allah’ın eşsiz rahmetinin bir göstergesidir. Suçlular o gün simalarından tanınacak,
perçemlerinden ve ayaklarından tutulup yalanladıkları cehenneme atılacaklardır. Orada ateş ile kızgın su arasında dolaşıp duracaklardır.

Dünyada Allah’a kulluk yapanlar ise sık ağaçlı, içinden pınarlar fışkıran ve her türlü
meyvenin çift çift bulunduğu cennetlere gireceklerdir. Mü’minler orada koltuklara yaslanıp
ağaçların gölgelerin altında hoş vakit geçireceklerdir.

Allah’ın kıyamet, cennet ve cehennem sahnelerini bize haber vermesi Rahmân isminin
gereğidir. Bizleri ana babamızdan, evlatlarımızdan ve dostlarımızdan daha çok seven Allah, bizim
kurtuluşa erişmemizi, cennetlere girmemizi ve cehennemden kurtulmamızı istiyor. Bizler de ana
babamıza, evlatlarımıza ve dostlarımıza merhamet etmek ve iyilik yapmak istiyorsak onlara
Kur’an öğretmemiz, onları Kur’an ile tanıştırmamız gerekir.

Mekkeli müşriklerin bir kısmı Allah’ın Rahmân özelliğini kabul ediyor, bir kısmı da
kabul etmiyordu.

“Onlara: “Rahmân’a secde edin!” denildiği zaman: “Rahmân da neymiş? Bize
emrettiğin şeye secde eder miyiz hiç?” dediler. Bu onların daha fazla nefretlerini artırdı.”

(Furkan (50)

Hudeybiye Antlaşması sırasında da Hz. Ali Peygamber (s.a.v)’in emriyle
“Bismillahirrahmânirrahîm (Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla)” yazınca Süheyl b. Amr
şöyle itiraz etmişti: “Bismillahirrahmânirrahîm in ne demek olduğunu bilmiyoruz. Bunun
yerine bizim bildiğimiz şey olan “Bismikallahümme (Senin adınla Allah’ım)” diye yaz.”

“Ve onlar Rahmân’ı inkâr ederler” (Ra’d 30) Bu ayetler ve Hudeybiye olayı onların
bir kısmının Allah’ı Rahmân olarak kabul etmediklerini ortaya koyar. 45

ALLAH’IN RAHÎM İSMİNİN ANLAMI:

Allah’ın Rahîm ismi özel bir sıfattır. Allah’ın mü’min kullarına olan merhametini ifade
eder. O, dünya hayatını Allah’ın rızasına göre değerlendiren, şükreden ve isyan etmeyen mü’min kullarına özel bir rahmetle davranacaktır.

Rahîm sıfatı daha çok mü’min kullar hakkında gerçekleşecektir. Bu sıfat aynı zamanda
geniş bir merhamet ve rahmet manasını da taşımaktadır. Allah hem merhametlidir, hem de
kullarına yardım eder, onları korur ve nimetlerini onların üzerine yayar.

Rahîm; bütün övgülere layık olandır. (Fatiha 3)

Rahîm; tevbeleri kabul edendir. (Bakara 37)

Rahîm; kulların yaptıklarını zayi etmeyip karşılığını verendir. (Bakara 143)

Rahîm; kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. (Bakara 163)

Rahîm; zorda kaldığı için haram işleyen kullarını affedendir. (Bakara 173)

Rahîm; fitneden vazgeçen kullarını bağışlayandır. (Bakara 192)

Rahîm; samimi kullarının ibadetlerindeki eksiklikleri tam kabul edendir. (Bakara 199)

Rahîm; iman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad eden kullarına merhamet edendir.
(Bakara 218)

Rahîm; kadınlarına haksızlık yapıp, sonra vazgeçenleri bağışlayandır.

Rahîm; peygambere tabi olanları affeden ve onlara acıyandır. (Ali İmran 31)

Rahîm; küfürden sonra iman edip durumlarını düzeltenleri affedendir. (Ali İmran 89)

Rahîm; affedilmek isteyenleri affeden, cezalandırılmak için gayret edeni de
cezalandırandır. (Ali İmran 129)

Rahîm; namuslu yaşayanları affeden ve onlara merhamet edendir. (Nisa 25)

Rahîm; yeryüzünde fesat çıkarıp sonra da tevbe eden kimseleri bağışlayandır. (Maide 34)

Rahîm; hırsızlık yapan, sonra da tevbe edenleri affedendir. (Maide 39)

Rahîm; allah üçün üçüncüsüdür diyerek şirk koşan, sonra da pişmanlık içinde Allah’a
yönelen Hıristiyanları bağışlayandır. (Maide 73-74)

Rahîm; Kâbe’yi insanların diriliş, ayaklanma ve huzura duruş merkezi yapandır.
(Maide 97)

Rahîm; bilmeden kötülük yapıp sonra tevbe eden ve durumunu düzeltenleri
bağışlayandır. (En’am 54)

Rahîm; insanları yeryüzünün halifeleri kılan, bir kısmını bir kısmına denemek için
üstün kılandır. (En’am 165)

Rahîm; savaşta elde edilen ganimetleri helal kılarak kullarına acıyandır. (Enfal 69)

Rahîm; müşriklerden tevbe edip namazı kılan ve zekât verenleri bağışlayandır. (Tevbe 5)

Rahîm; zayıf, hasta ve fakirliğinden dolayı Allah yolunda savaşa katılamayan, ama
Allah’a ve Rasulüne karşı samimi olanları affedendir. (Tevbe 91)

Rahîm; Allah’a ve ahiret gününe iman eden, Allah yolunda harcadıklarını, kendilerini
Allah’a yaklaştıran ve Elçinin dualarında anılmalarını sağlayan vesileler olarak görenleri rahmetiyle kuşatandır. (Tevbe 99)

Rahîm; iyi davranışlarını kötü olanlarla karıştırdıktan sonra günahlarının farkında
olanları esirgeyen ve bağışlayandır. (Tevbe 102)

Rahîm; sadakaları kabul ederek kullarına merhamet edendir. (Tevbe 104)

Rahîm; Allah yolunda hicret edenlere ve muhacirlere yardım edenlere rahmet
kanatlarını gerendir. (Tevbe 117)

Rahîm; tembelliğinden dolayı cihada katılmayan, sonra da Allah’tan başka sığınacak
kimse olmadığını anlayanların tevbelerini kabul edendir. (Tevbe 118)

Rahîm; kullarının sıkıntılarını giderendir. (Yunus 107)

Rahîm; peygamberin yanında yer alan kullarını helak olmaktan kurtarandır. (Hud 41)

Rahîm; halis kullarını nefislerinin kötülüklerinden koruyandır. (Yusuf 53)

Rahîm; cennette inananları nahoş duygu ve düşüncelerden arındıran, onları birbirleriyle
kardeş olarak mutluluk tahtları üzerine oturtan, onları yorgunluk ve bitkinlikten uzak tutandır. (Hicr 47-49)

Rahîm; evcil hayvanları insanların emrine amade kılandır. (Nahl 5-7)

Rahîm; nimetleri sayılamayacak şekilde çok ve bol olandır. (Nahl 18)

Rahîm; cihad edip sabreden kullarına yardım edendir. (Nahl 110)

Rahîm; denizleri ve gemileri bize boyun eğdirendir. (Hacc 65)

Rahîm; iffetli kadınlara iftira atıp sonra da tevbe edenleri bağışlayandır. (Nur 5)

Rahîm; mü’minler arasında ahlaksızlığın yayılmasından hoşlanıp sonra da tevbe
edenleri bağışlayandır. (Nur 20)

Rahîm; akrabaya, muhacirlere ve fakirlere yardım etmeyeceğim diye yemin eden sonra
da bu yemininden vazgeçen erdemli kimseleri affedendir. (Nur 22)

Rahîm; zorla fuhuş bataklığına atılanlara merhamet edendir. (Nur 33)

Rahîm; Allah ve Rasulünün izin verdiği ölçülere dikkat edenlere rahmet edendir. (Nur 62)

Rahîm; yeryüzünün mucizelerini düşünüp bundan ibret alanları bağışlayandır. (Şuara 7-9)

Rahîm; Hz. Musa, Hz. İbrahim, Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. Salih, Hz. Lut, Hz. Şuayb’ın ve
beraberindeki inananların kıssalarından ders çıkaranlara acıyandır.
(Şuara 68,104,122,140,159,175)

Rahîm; bir haksızlık yaptıktan sonra kötülüğü iyiliğe çeviren kimseyi esirgeyendir.
(Neml, 11)

Rahîm; dilediğine yardım edendir. (Rum 5)

Rahîm; toprağa giren ve ondan çıkan her şeyi, gökten inen ve ona yükselen her şeyi
bilendir. (Sebe 2)

Rahîm; Kur’an’ı indiren, dosdoğru yol üzere olan peygamberimizi gönderendir.
(Yasin 2-4)

Rahîm; cennetteki kullarına barış, mutluluk ve esenlik dolu sözlerle ikramda
bulunandır. (Yasin 58)

Rahîm; rahmetinden asla ümit kesilmeyendir. (Zümer 53)

Rahîm; Rabbim Allah’tır diyen ve sebatla doğru yolu izleyenleri cennette ağırlayandır.
(Fussilet 32)

Rahîm; meleklerin kendisini hamd ile tesbih ettikleri ve yeryüzündekiler için
kendisinden bağışlanma diledikleri kimsedir. (Şura 5)

Rahîm; huzurunda hiç kimsenin arkadaşına yardımı dokunmayacak olandır. (Duhan 41)

Rahîm; peygamberlerle insanlar arasında şahit olarak yeterli olandır. (Ahkaf 8)

Rahîm; peygambere saygısızlık yapıp da tevbe edenleri bağışlayandır. (Hucurat 5)

Rahîm; zan, tecessüs ve gıybetten sakınanlara merhamet edendir. (Hucurat 12)

Rahîm; Allah’a ve Rasulüne itaat edenlerin amellerinden hiçbir şey eksiltmeyendir.
(Hucurat 14)

Rahîm; korkan ve duâ eden kullarını yakıcı fırtınaların azabından koruyan ve cennetine
koyandır. (Tur 28)

Rahîm; Allah’tan korkan ve peygambere iman edenlere rahmetinden iki kat ecir veren,
onlara yürüyecekleri bir nur kılan ve onları bağışlayandır. (Hadid 28)

Rahîm; kulları arasında sevgi bağıyla yakınlık oluşturandır. (Mümtehine 7)

Rahîm; peygambere bağlılık taahhüdü içinde bulunan kimselerin günahlarını affeden
ve onlara acıyandır. (Mümtehine 12)

Rahîm; Allah’ın haram kıldığını helal kılıp sonra da pişman olanları bağışlayandır.
(Tahrim 1)

Rahîm; kendinden bağışlanma isteyenleri bağışlayan rahmet kaynağıdır. (Müzzemmil 20)

Rahîm; insanların batıl yollarla birbirlerinin mallarını yemelerini ve birbirlerini
mahvetmelerini yasaklayarak rahmet kanatlarını gerendir. (Nisa 29)

Rahîm; Allah yolunda üstün çaba gösterenlere dereceler veren, onları bağışlayan ve
onlara rahmet edendir. (Nisa 96)

Rahîm; Allah yolunda hicret edenlere yeryüzünde birçok rızık yolları ve bereketler
bahşedendir. (Nisa 100)

Rahîm; Allah’ın öğrettiğine göre hükmeden, hainlerle tartışmaya girmeyen ve onların
bağışlanması için Allah’a duâ edenlere rahmet eden, hatasını anlayan hainleri bağışlayandır. (Nisa 105,106)

Rahîm; kötülük yapıp kendisine zulmettikten sonra affetmesi için Allah’a yalvaranları
bağışlayandır. (Nisa 110)

Rahîm; hanımları arasında adaletli davrananlara rahmet kaynağıdır. (Nisa 129)

Rahîm; Allah’a ve elçilerine iman edip onlar arasında hiçbir ayrım yapmayanları
bağışlayandır. (Nisa 152)

Rahîm; İnsanların bolluk ve bereketinden rızıklarını aramaları için denizde gemileri
yüzdürendir. (İsra 66)

Rahîm; yerin ve göklerin sırlarını bilendir. (Furkan 6)

Rahîm; tevbe eden, iman eden ve salih amel işleyen kimselerin kötülüklerini iyiliğe
değiştirendir. (Furkan 70)

Rahîm; sadakat gösterenleri, sözlerini tutmalarından dolayı ödüllendirip bağışlayandır.
(Ahzab 24)

Rahîm; insanlara melekleriyle nimetlerini bahşeden, onları karanlıklardan aydınlığa
çıkaran ve mü’minlere rahmet kaynağı olandır. (Ahzab 43)

Rahîm; peygamberine birçok eş bahşederek merhamet edendir. (Ahzab 50)

Rahîm; mü’min kadınlara toplum içine çıktıklarında namuslu olarak tanınmaları ve
rahatsız edilmemeleri için dış kıyafetlerini üzerlerine almalarını emrederek onlara rahmet edendir. (Ahzab 59)

Rahîm; münafık ve müşrik erkeklere ve kadınlara azap eden ve mü’min erkek ve
kadınları da bağışlayandır. (Ahzab 73)

Rahîm; yerin ve göklerin hâkimiyetini elinde bulundurup dilediğini bağışlayan
dilediğine de azap edendir. (Fetih 14)

Bütün bu tanımlarda da görüldüğü gibi Allah’ın Rahîm ismi hem dünya hayatını hem de
ahiret hayatını kapsamaktadır.

Rahîm ismi Kur’an’da 114 kez geçmektedir. 72 yerde Ğafur ismi ile beraber
kullanılmaktadır. Bu Allah’ın hem günahları bağışlayıcı olduğunu hem de kullarına merhamet edici olduğunu ifade eder.

“Şüphesiz size ölü hayvan etini, kanı, domuz etini, Allah’tan başkası için kesilen
hayvanı haram kılmıştır. Fakat darda kalana, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret
miktarını aşmamak üzere günah sayılmaz. Çünkü Allah bağışlayandır, merhamet edendir.” (Bakara 173)

“De ki: "Allah’ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı
bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder." (Ali İmran 31)

“Ettiği zulümden sonra tevbe edip düzelen kimse, bilsin ki Allah onun tevbesini
kabul eder. Allah şüphesiz bağışlayandır, merhametli olandır.” (Maide 39)

Rahîm ismi Kur’an’da 9 kez Tevvab ismi ile birlikte zikredilmiştir. Allah, rahmetinden
dolayı kullarının tevbelerini kabul eder.

“Âdem, Rabbinden bazı emirler aldı ve onları yerine getirdi. Rabb’i de bunun
üzerine tevbesini kabul etti. Şüphesiz o tevbeleri daima kabul edendir, merhametli olandır.” (Bakara 37)

“İbrahim ve İsmail, Kâbe’nin temellerini yükseltiyordu: "Rabbimiz! Yaptığımızı
kabul buyur. Şüphesiz ki, Sen hem işitir hem bilirsin" "Rabbimiz! İkimizi Sana teslim
olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olanlardan bir ümmet yetiştir. Bize ibadet
yollarımızı göster, tevbemizi kabul buyur, çünkü tevbeleri daima kabul eden, merhametli
olan ancak Sensin." (Bakara 127-128)

“ Bütün genişliğine rağmen yer onlara dar gelerek nefisleri kendilerini sıkıştırıp
Allah’tan başka sığınacak kimse olmadığını anlayan, savaştan geri kalmış üç kişinin
tevbesini de kabul etti. Allah, tevbe ettikleri için onların tevbesini kabul etmiştir. Çünkü O tevbeleri kabul eden, merhametli olandır.” (Tevbe 118)

Rahim ismi Kur’an’da 9 kez Raûf ismi ile beraber kullanılır. Allah’ın hem merhametli
hem de kullarına karşı yumuşak davrandığı ifade edilir.

“Böylece sizi insanlara şahid ve örnek olmanız için tam ortada bulunan bir ümmet
kıldık. Peygamber de size şahid ve örnektir. Senin yöneldiğin yönü, Peygambere uyanları,
cayacaklardan ayırt etmek için kıble yaptık. Doğrusu Allah’ın yola koyduğu kimselerden
başkasına bu ağır bir şeydir. Allah ibadetlerinizi boşa çıkaracak değildir. Doğrusu Allah
insanlara şefkat gösterir, merhamet eder.” (Bakara 143)

“Andolsun ki, Allah, sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalpleri kaymak üzere iken
Peygamber’e uyan Muhacirler ile Ensarın ve Peygamberin tevbelerini kabul etti.
Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul etmiştir.” (Tevbe 117)

“Kendi kendinize zor varacağınız memleketlere, yüklerinizi taşırlar. Doğrusu
Rabbiniz şefkatlidir, merhametlidir.” (Nahl 7)

Rahim ismi bir ayette Vedûd ismi ile beraber geçmektedir. Allah, kullarına
acizliğinden veya korkaklığından dolayı merhamet etmez. Bilakis onlara olan sevgisinden dolayı onlara rahmet eder. Allah hem sever hem de rahmet eder.

"Rabbinizden mağfiret dileyin, O’na tevbe edin, doğrusu Rabbim merhamet eder
ve çok sever." (Hud 90)

Rahim ismi bir ayette de el-Berr ismi ile beraber geçmektedir. Allah herhangi bir
gücün zorlaması ile kullarına rahmet etmez. İyilik yapma özelliği Allah’ın zatında vardır. Allah’ın rahmeti çok geniş ve çok boyutludur. Bütün insanları ve evreni kapsar. Allah’ın rahmetinde sınır yoktur.

"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik. Allah lütfedip bizi
kavurucu azaptan korudu. Doğrusu bundan önce de O’na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik
yapandır, acıyandır" derler.” (Tûr 26-28)

Rahim ismi Kur’an’da 13 kez Aziz ismi ile beraber geçmektedir. Bu beraberlik rasgele değildir. Allah mutlak galiptir. Asla mağlup edilemez. Hem kendisi şereflidir, hem de insanlara şeref verir. Kullara olan merhameti acziyetinden dolayı değildir. Şereften yoksun olduğu için de merhametli değildir. O, güçlüdür, O’nun gücüne kimse karşı koyamaz. Hem Rahim özelliği hem de Aziz özelliği Allah’tan başka hiçbir kimse de aynı anda
bulunamaz.

“Yeryüzüne bakmazlar mı? Orada, bitkilerden nice güzel çiftler yetiştirmişizdir.
Şüphesiz bunlarda Allah’ın kudretine işaret vardır, ama çoğu inanmazlar. Rabbin şüphesiz
güçlüdür, merhametlidir.” (Şuara 7-8-9)

“Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir. Şüphesiz Kuran Alemlerin Rabbinin
indirmesidir.” (Şuara 191-192)

“Gökten yere kadar olan bütün işleri Allah düzenler, sonra, işler sizin hesabınıza
göre bin yıl kadar tutan bir gün içinde O’na yükselir. O, görülmeyeni de görüleni de
bilendir, güçlüdür, merhametlidir.” (Secde 5-6)

Rahim ismi bir kez de Rabb ismiyle beraber geçmektedir. Allah kullarına sadece merhamet etmekle kalmaz. Rabb özelliğiyle, rabb ismiyle onların hayatına karışır ve müdahale der. Allah hem yaratır hem de terbiye eder. Evrene ve insan hayatına düzen ve nizam koyar. Emretme ve yasaklama yetkisine sahiptir. Kimseye sormadan, danışmadan karar alma yetkisi vardır. Dilediğini yapar, yaptığından dolayı kimseye hesap vermez. Allah bütün bu özelliğiyle beraber kullarına merhamet eder. Rahmetini onlara dilediği şekilde yayar.

“Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler. Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır. Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır.
Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır.” (Yasin 55-58)

Rahim ismi 6 kez de Rahman ismi ile beraber geçmektedir. Bu birliktelik hem
Allah’ın uluhiyyetine hem de rahmetinin sonsuzluğuna işaret eder.

“Ha, Mim. Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet
için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak ayetleri uzun uzun açıklanmıştır.
Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de.” (Fussilet 1-4)

“O, görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. O,
acıyıcı olandır, acıyandır.” (Haşr 22)

“ilahınız bir tek ilahtır. O, merhamet eden, merhametli olandan başka ilah
yoktur.” (Bakara 163)

Rahîm ismini Kur’an’da bazen marife bazen de nekra olarak görmekteyiz. Tekil ve
çoğul kullanımı da vardır. Bu Rahîm isminin hem Allah için hem de insanlar için
kullanılabileceğini ifade eder. Nitekim Peygamber (s.a.v) Rahîm sıfatı ile Kur’an’da nitelenmiştir:

“Şüphesiz ki size sizden aziz bir elçi geldi. Zorlanmanız ona ağır geliyor, üstünüze
titriyor; mü’minlere karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.” (Tevbe128)

RAHMAN VE RAHİM İSİMLERİNİN ARASINDAKİ FARKLAR

1-Rahmân sıkıntı ve ayıpları gideren, Rahîm ise kalpleri ve gizlilikleri aydınlatandır.

2-Rahmân sadece Allah için kullanılırken Rahîm insanlar için de kullanılabilir.

3-Allah dünyanın Rahmân’ı, ahiretin de Rahîm’idir. “Ey dünyanın Rahmân’ı ahiretin
de Rahîm’i” şeklindeki dua meşhurdur.114

4-Rahmân sadece Allah’a has olan rahmeti ifade eder, Rahîm ise kulların merhametine de işaret eder.

5-Rahmân kullara Kur’an’ı öğreten, Rahîm de Kur’an’a uymakla şeref ve ikramda bulunan.

6-Rahmân, kullardan sadır olması düşünülemeyecek şekilde nimet veren, Rahîm ise
kullardan da sadır olması mümkün olacak şekilde nimetlendirendir.

7-Rahmân ismi Rahîm’den daha şümullüdür.“Rahmân arşı istiva etti” ayetinde olduğu
gibi Allah’ın ilim ve kudretinin genişliğini ifade eden arş ile beraber zikredilmektedir.

8-Rahmân ismi bütün mahlûkatı kuşatırken Rahîm sadece mü’minleri kapsamaktadır.

9- Rahmân, Allah’ın yüce, şerefli, onurlu, görkemli ve ihtişamlı nimetlerini belirtir.
Rahîm ise Allah’ın ince, sınırlı ve tafsilatlı nimetlerine delalet eder.

10-Kur’an’da “Rahmân’ın kulları” ibaresi geçerken “Rahîm’in kulları” ifadesi yoktur.

11-Rahmân sadece Rahîm ismiyle beraber geçmektedir. Rahîm ismi ise Tevvâb, Azîz,
Ğafûr, Raûf, Rabb ve Berr isimleri ile beraber zikredilmektedir.

12-Rahmân genel olarak bütün nimetleriyle bütün yaratıklarına merhamet edendir.
Rahîm ise onları hidayete iletmek, onlara lütuflarda bulunmak suretiyle mü’minlere merhametli olandır.

13-Rahmân kendisinden istenildiği zaman verendir. Rahîm ise kendisinden dilekte
bulunulmadığı zaman gazaplanandır.

114 Mu’cemu’s-Sağir/Taberani 3/393.

RAHMAN VE RAHİM İSİMLERİNDEN ÇIKARILACAK DERSLER

Allah’ın rahmetiyle O’nun Rahmân ve Rahîm isimlerini anlamları ile öğrendik. Bu
bilginin üzerine bize de bazı görev ve sorumluluklar düşmektedir. Allah bize verdiği ilim
nimetini, üzerimizde görmek ister.

Allah’ı önce kendimiz rahmet sahibi olarak tanıyacağız. O’nun rahmeti olmadan biz
hiçbir şeye sahip olamayız. O’nun nimetlerini saymakla bitiremeyiz. O’nun rahmetiyle yaşıyor, O’na kulluk etmeye çalışıyoruz. O’nun af ve rahmetiyle cennete girmeyi arzuluyoruz. Hiçbir insan O’nun rahmeti olmadan cennete giremeyecektir. Bütün bu nimetlere karşılık şükreden bir kul olmalıyız. Hayatımızı şükür üzere bina etmeliyiz. Şükür sadece sözle yapılan bir ibadet değildir. Gerçek şükür bedenle, azalarla ve hayatın her alanında O’na kul olarak yapılır.

Allah’ın en büyük rahmeti olan Kur’an’ı iyi tanımalıyız. Anlayarak ve üzerinde
düşünerek okumalıyız. Hayatımızı bütün yönleriyle Kur’an’a göre düzenlemeliyiz. O’nu diğer insanların da tanıması için çaba harcamalıyız. Öncelikle ana, baba, evlat ve dostlarımızı Kur’an nimetiyle tanıştırmalıyız.

İnsanlara Allah’ı tanıtırken öncelikle rahmet sıfatı ile tanıtmalıyız. İnsanlara Allah’ı
sevdirmeli, O’nu öcü olarak, cayır cayır yakan, cehenneme atan, cezalandıran ve taş yapan olarak tanıtmamalıyız. Bu konuda Peygamberimizin şu sözünü unutmamalıyız:

“Size gerçek fakihi ( dini kavrayan kimseyi) haber vereyim mi? Gerçek fakih:

1-İnsanları Allah’ın rahmetinden ümitsizliğe düşürmeyen,

2-Onlara, Allah’a isyan hususlarında kolaylık tanımayan,

3-Onları Allah’ın azabından emin kılmayan,

4-Kur’an’ı başka kaynaklara meylederek terk etmeyendir. Şüphesiz ki kendisinde
ilim olmayan ibadette, kendisinde anlama olmayan ilimde, kendisinde düşünce olmayan
okuma da hiçbir hayır yoktur.”115

Kur’an birçok ayette Allah’ın rahmet özelliğini ve bunun insanlar üzerindeki
yansımalarını anlatır. Allah’ı bu yönüyle tanıtmamız insanların kalplerini yumuşatacak ve onları Allah’a kulluğa yöneltecektir.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed’i de hayatı ile hadisleri ile
tanımalıyız. O’nu imam ve rehber olarak tanımalı ve tanıtmalıyız. Kur’an’ın yanında mutlaka hadis okuma programı takip etmeliyiz. Hayatı yanlışlarla ve kusurlarla dolu olan insanların hayatını ve sözlerini öğrenmek ve öğretmek yerine Allah’ın koruması ve gözetimi altında olan Hz.Muhammed’i tanımak ve tanıtmak, Allah’ın rahmetine saygının en güzel ifadesidir. Çocuklarımıza ve sevdiklerimize Kur’an ve sünnet eğitimi vererek Allah’ın rahmetine şükretmiş olacağız.

Ana-babamıza karşı da merhametli olmalıyız. Onlar da Allah’ın bize bir rahmetidir.
Şirki, günahı ve isyanı emretmedikleri sürece onlara itaat etmeli, onların gönüllerini hoşnut etmeliyiz. Onlara rahmet ve şefkat kanatlarımızı germeliyiz. Onları üzecek hareket ve sözlerden uzak durmalıyız. Onları azarlamak, onlara “öf’ bile demek Rabbimiz tarafından yasaklanmıştır.

“Rabbin, yalnız Kendisine ibadet etmenizi ve ana-babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa,

115 Darimi,Mukaddime c. 1, hadis no: 303 Madve yayınları, İst. 1994.

onlara karşı "Öf" bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin. Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve: "Rabbim! Küçükken beni
yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!" de.” (İsrâ 23-24)

“Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu,
güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl
içinde olur. Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana’dır. Ey
insanoğlu! Ana-baban, seni, körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa onlara itaat
etme. Dünya işlerinde onlarla güzel geçin. Bana yönelen kimsenin yoluna uy. Sonunda
dönüşünüz Bana’dır. O zaman, yaptıklarınızı size bildiririm.” (Lokman 14-15)

Müslüman, Allah’ın yaratıklarına karşı da merhametli olandır. Allah’tan öğrendiğimiz
bu özelliği biz de kullara sergilemeliyiz. İnsanlara merhametli olmakla alakalı olarak
Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:

"Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler
yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semâda bulunanlar da size rahmet etsinler.
Rahîm (akrabalık bağı) Rahmân’dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet
bağı) kurar, kim de koparırsa Allah da ondan (rahmet bağını) koparır."116

Hz. Cerir (r.a) anlatıyor: "Rasulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Merhamet etmeyene, merhamet edilmez. Bağışlamayan da, bağışlanmaz.”117

Hz. Cerir (r.a) anlatıyor: "Rasulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu:

"Allah, insanlara merhamet etmeyene rahmette bulunmaz.”118

Ebu Hüreyre (r.a)'den gelen bir diğer rivâyette Rasulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Merhamet; ancak şaki’nin (ebedi hüsrâna uğrayanın) kalbinden çıkarılabilir."119

Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: "Rasulüllah (s.a.v) bir gün, torunu Hasan (r.a)'ı öpmüş idi. Bu sırada yanında bulunan Akra' İbnu Hâbis, (sanki bunu tuhaf karşıladı ve:) "Benim on tane çocuğum var. Fakat onlardan hiçbirini öpmedim." dedi. Rasulüllah (s.a.v) ona bakıp:

"Merhamet etmeyene merhamet edilmez." buyurdu."120

Rezin şu cümleyi de ilâve etti: Ayrıca Rasulullah (s.a.v) şöyle de buyurdu: Allah sizin
kalbinizden merhameti çıkardı ise ben ne yapabilirim?"

Müslüman, insanî özelliklerini yitirmemiş olan bütün insanlara merhametli davranır.
Onlara insan olarak değer verir. Onların doğuştan kazandıkları haklarına karşı saygılı davranır. Batıl da olsa inanç ve düşüncelere sövüp hakaret etmez.

“Allah’tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek
Allah’a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri
Rab’lerinedir. O, işlediklerini haber verir.” (En’am 108)

Kaynaklar:
116: Tirmizi, Birr 16; Ebü Dâvud, Edeb 66. 

117: Müsned, 4/ 365.

118: Buhâri, Tevhid 2, Edeb 27; Müslim, Fedail 66; Tirmizi, Birr 16.

119: Tirmizi, Birr 16; Ebü Dâvud, Edeb 66.

120: Buhâri, Edeb 18, Müslim, Fedâil 65; Tirmizi, Birr 12; Ebü Dâvud, Edeb 156.

Ancak Allah’a ve İslam’a hakaret edenler saygı ve merhameti hak edemez. Tevhid
inancının yayılmasına ve tanınmasına engel olanlara Müslümanlar hak ettikleri meşru cevabı verirler. Onlara karşı onurlu ve zorludurlar. Onları asla dost edinmezler.

“Ey İnananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah, sevdiği ve onların
O’nu sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü, inkârcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah’ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kaplar ve bilir. Sizin dostunuz ancak Allah, O’nun Peygamberi ve namaz kılan, zekât veren ve rüku eden müminlerdir. Kim Allah’ı, Peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah’tan yana olanlar üstün gelirler.

Ey iman edenler! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden, dininizi alaya ve
eğlenceye alanları ve inkârcıları dost olarak benimsemeyin. İnanıyorsanız Allah’tan
sakının.” ( Mâide 54-57)

Müslümanlar kendi aralarında çok merhametlidirler.

“Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkârcılara karşı
sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükûa varırken, secde ederken, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat’ta anlatılan vasıflarıdır. İncil’de de şöyle vasıflandırılmışlardı: Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkârcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vadetmiştir.” ( Feth 29)

Nu’man bin Beşir ( r.a)’den rivayetle Allah Rasülu ( s.a.v) şöyle buyurdu:

“Mü’minler birbirlerini sevmede, merhamet etmede, yardımlaşmada bir vücut
gibidirler. Vücudun bir organı hastalandığında, bütün vücut uykusuzluk ve ateşle onun acısına ortak olur.”121

Müslümanların dertleriyle ilgilenme konusunda Allah Rasulü ( s.a.v) şöyle buyurur:

“Müslümanların durumlarıyla, dertleriyle ilgilenmeyen onlardan değildir.”122

Müslümanlara merhametli davrandığımız gibi onlara sabırlı olmayı, hak dava üzerinde
mücadeleye devam etmeyi de tavsiye etmeliyiz. Sabrı tavsiyenin yanında insanlara karşı
merhametli davranmayı ve rahmet kanatlarını onlara germeyi de tavsiye etmeliyiz. Rahmet
kaynağı Kur’an bu gerçeği şöyle ifade eder:

“Bir de iman edip birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmak
gerekir.” (Beled 17)

Müslüman, insanlara merhametli davrandığı gibi hayvanlara da merhametli davranır.

Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: "Rasülullah (s.a.v) buyurdular ki: "Bir adam yolda
yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu
giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi

Kaynaklar: 

121: Buhari, Edeb;27, Müslim, Birr; 66, Müsned, 4/ 270.

122: Tirmizi, Fiten 7; Nesâî, İmâret 48.

kendine: "Bu köpek de benim gibi susamış" diyerek tekrar kuyuya indi. Mestini su ile
doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından
memnun kaldı ve günahlarını affetti."

Rasulüllah'ın yanındakilerden bazıları:

"Ey Allah'ın Rasülü! Yani bize hayvanlara yaptığımız iyilikler için de sevap var mı?"
dediler. Rasulullah (s.a.v) da:

"Evet! Her yaş ciğer (can) sahibi için bir sevap vardır" buyurdu."123

Bir diğer rivâyette Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

"Fâhişe bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü,
susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini çıkararak onunla su çekip köpeği suladı. Bu sebeple kadın Allah tarafından mağfiret olundu."124

İbni Ömer (r.a) anlatıyor: "Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

"Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek
yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşerâtından yemesi için de salmamıştı."125

Abdullâh İbnu Câfer (r.a) anlatıyor: "Rasulullah(s.a.v)'ın kazâ-i hâcet yaparken geri
tarafından perdelenmek için en ziyâde tercih ettiği sütre, bir bina veya bir hurma kümesi idi. Bir seferinde Ensâr’dan bir zâtın bahçesine girdi. Orada bir deve vardı. Deve Rasulüllah (s.a.v)'ı görünce inledi ve gözlerinden yaşlar aktı. Aleyhissalâtu vesselâm deveye yaklaştı ve gözyaşlarını sildi. Hayvan sâkinleşti.

"Bu devenin sahibi kim?" diye sorarak ilgi gösterdi. Ensar'dan bir genç:

"O bana aittir ey Allah'ın Rasülü!" deyip ortaya çıkınca Hz. Peygamber onu payladı:

"Allah’ın sana mülk kıldığı bu deve hakkında Allah’tan korkmuyor musun? Bâk!

Bu bana şikâyette bulundu. Sen bunu doyurmuyor ve fazla çalıştırarak da yoruyormuşsun."126

Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: "Rasulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu:

"Hayvanlarınızın sırtını minberler yerine koymayın. Şurası muhakkak ki tek
başınıza güçlükle gidebileceğiniz bir yere sizi götürmeleri için Allah onları sizlere hizmetçi kıldı. Arzı da sizin durma yeriniz kıldı. Öyleyse ihtiyaçlarınızı duran hayvanının sırtında değil arz üzerinde görün."127

Rasulullah (s.a.v) ateşe verdiğimiz bir karınca yuvası gördü.

"Kim yaktı bunu?" diye sordu.
"Biz!" dedik. Bunun üzerine:

Kaynaklar:

123: Buhâri, Şirb 9, Vudü 33, Mezâlim 23, Edeb 27; Müslim, Selâm 153, (2244); Muvatta, Sıfatu'n Nebi 23,
(2, 929-930); Ebü Dâvud, Cihâd 47, (2550).

124: Müslim, Tevbe 155, (2245).

125: Buhâri, Bed'ü'l-Halk 17, Şirb 9, Enbiya 50; Müslim, Birr 151, (2242).

126: Ebü Dâvud, Cihâd 47, (2549).

127: Ebü Dâvud, Cihâd 61, (2567).

"Ateşle azap vermek sadece ateşin Rabbine hastır" buyurdu."128

Rasulullah (s.a.v) hastalıklardan ve dertlerden bahsedip şöyle buyurdu:

"Mü’mine bir hastalık gelir, sonra da Allah ona şifa verirse, bu hastalık onun
geçmiş günâhlarına keffâret, geri kalan hayatı için de bir öğüt olur. Şâyet münâfık
hastalanır, sonra da afiyet verilirse o, sahibi tarafından bağlanıp sonra da salıverilen fakat niçin bağlandığını, niçin salıverildiğini bilmeyen bir deve gibidir."

Rasulullah (s.a.)’ın yanında oturanlardan biri:

"Ey Allah'ın Rasülü, hastalıklar da neyin nesi? Ben hiçbir zaman hastalanmadım." dedi.
Rasulullah (s.a.v) da:

"Kalk! Sen bizden değilsin" buyurdu."129

Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: "Rasulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu:

"Peygamberlerden birini bir karınca ısırdı. O da (öfkelenerek) karıncanın
yuvasının yakılmasını emretti ve yakıldı. Allah da ona şöyle vahyetti: "Seni bir karınca
ısırmışken sen tesbih eden bir ümmeti yaktın."130

Rahman isminin anlamlarını öğrendikten sonra; Rahman’ın hakiki kullarının sahip
oldukları özelliklere sahip olmamız gerekir.

“Rahman’ın kulları yeryüzünde tevazuyla yürürler. Bilgisizler kendilerine
takıldıkları zaman onlara güzel ve yumuşak söz söylerler.

Onlar, gecelerini Rableri için kıyama durarak ve secdeye vararak geçirirler.

Onlar, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır. Doğrusu onun azabı
sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır" derler.

Onlar, sarf ettikleri zaman ne israf ederler ne de cimrilik, ikisi arasında orta bir
yol tutarlar.

Onlar, Allah’ın yanında başka ilah edinip ona yalvarmazlar. Allah’ın haram
kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Bunları yapan günaha girmiş olur.
Kıyamet günü azabı kat kat olur, orada, alçaltılarak temelli kalır. Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyenlerin, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bağışlar ve merhamet eder. Kim tevbe edip yararlı iş işlerse şüphesiz o, Allah’a gereği gibi yönelmiş olur.

Onlar yalan yere şehadet etmezler; faydasız bir şeye rastladıkları zaman yüz
çevirip vakarla geçerler. Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, kör ve sağır kesilmezler.

Onlar: "Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı
olacak insanlar ihsan et ve bizi, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder yap" derler.

Kaynaklar:

128: Ebu Dâvud, Cihâd 122, (2675), Edeb,176, (5268).

129: Ebu Dâvud, Cenâiz 1, (3089).

130: Buhâri, Cihâd 152, Bed'ü'l-Halk 14; Müslim, Selâm 148, (2241); Ebu Dâvud, Edeb 176, (5265); Nesâi, Sayd 38, (7, 210, 211).

İşte onlar, sabrettiklerinden ötürü cennetin en yüksek dereceleriyle
mükâfatlandırılırlar. Orada esenlik ve dirlik dilekleriyle karşılanırlar. Orada temellidirler. Orası ne güzel bir yer ve ne güzel duraktır!

De ki: İbadetiniz (duanız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin? Ey inkârcılar!
Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.” (Furkan 63-77)



1. Sure (Fâtiha Suresi), 2. Ayet
Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.

2. Sure (Bakara Suresi), 163. Ayet
Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur. O Rahmân'dır, Rahîm'dir.

2. Sure (Bakara Suresi), 228. Ayet
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

3. Sure (Âl-i İmrân Suresi), 6. Ayet
O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

6. Sure (En'âm Suresi), 143. Ayet
O, (Hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki, keçiden de iki. Ey Muhammed! De ki: "Allah iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin."

6. Sure (En'âm Suresi), 144. Ayet
Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki, sığırdan da iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde orada hazır mı idiniz!?" İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah'a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

13. Sure (Ra'd Suresi), 8. Ayet
Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. Her şey onun katında bir ölçü iledir.

22. Sure (Hac Suresi), 5. Ayet
Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir "alaka"dan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir "mudga"dan yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.

31. Sure (Lokmân Suresi), 34. Ayet
Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır.

41. Sure (Fussilet Suresi), 2. Ayet
Bu Kur'an, Rahmân ve Rahîm olan Allah'tan indirilmedir.

59. Sure (Haşr Suresi), 22. Ayet
O, kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah'tır. Gaybı da, görünen âlemi de bilendir. O, Rahmân'dır, Rahîm'dir.

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Rahim Arş'a asılıdır, der ki: "Kim beni sıla ederse Allah da ona sıla etsin. Kim benden koparsa Allah da ondan kopsun." Buhari, Edeb 13; Müslim" Birr 17, (2555)

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.''Tirmizi'deki rivayet şöyle: "Nesebinizden sıla-i rahm yapacaklarınızı öğrenin. Zira sıla-i rahim akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır."

Buhari, Edeb 12; Tirmizi, Birr 49, (1980)

Meymune radıyallahu anha anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselâm'dan izin almadan bir cariye azad ettim. Resulullah'ın benimle kalma günü gelip, beraber olduğumuz zaman:
"Ey Allah'ın Resülü, câriyemi azad ettim, farkettlnlz mi?'' dedim.
"(Sahi mi söylüyorsun), bunu yaptın mı?'' dedi. Ben, "Evet!'' deyince: "Keşke onu dayılarına verseydin, senin için daha hayırlı olacaktı!" buyurdular."

Buhari, Hibe 15; Müslim, Zekât 44, (999); Ebu Dâvud, Zekât 45 (1690)

Selmân İbnu Âmir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Fakirlere yapılan tasadduk bir sadakadır, ama zî-rahm'a (yani akrabaya) yapılan ikidir: Biri sıla-i rahim, diğeri sadaka."

Nesai, Zekât 82, (5, 92); Tirmizi, Zekât 26, (658); İbnu Mâce, Zekât 28, (1844)


Kürtçe

Er- REHÎM: Ewê pirr bi merhamet û rehm e. 


İngilizce

Ar-Rahim : The All compassionate. He who acts with extreme kindness.


İtalyanca

Ar-Rahîm: Il Misericordioso


Almanca

Ar-Rahim Der Gnadenreiche


Fransızca

Ar-Rahim, Le Tout-Miséricordieux 

Kaynak:mektebisuffa

İLİM - İRFAN

Ebubekir Sifil Hoca İslamoğlu’nu ele alıyor

Ebubekir Sifil Hoca İslamoğlu’nu ele alıyor ''İslamoğlu çok konuşuyor, çok yazıyor, çok şey söylüyor; ama dile getirdiği hakikatlerin hiç birisi yeni d...

Rukye tedavisi

Rukye tedavisi İnsan dünyaya gelişinden itibaren imtihan süreci işlemektedir. İnsanın dünya yaşamında karşılaştığı en büyük imtiha...

Hurma
İletişim: | VAHDET HABER © 2010-2016 Tüm Hakları Saklıdır. | Yöresel Pazarı